More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  S e y a h a t n ...PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

S e y a h a t n a m e

Seyahat, fotoğraf, kültürel etkinlikler, gündem...

Yeni Teknolojiler (Ingilizce)

Ingilizce icin uzgunum :( İlginize cekebilecegini dusundugum bazı linkler ekliyorum. Cok genel bilgilerle gunuzmuzun yeni teknolojileri ile ilgili olarak bilgi sahibi olabilriisniz.

Social Media in plain English: here

Podcasting in plain English: here

Social bookmarking in plain English: here

Blogs in plain English: here

Social Networking in plain English: here

  YouTube - Blogs in Plain English
    

Babalar Günü

"Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi var. Bazı tarihçiler, Babalar Gününün Antik Roma’da bile kutlandığını belirtiyor. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia’da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia’da yaşayan John Dowdy’nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor."

Babacım "Babalar günün kutlu olsun, seni bildiğinden ve tahmin edebileceğinden daha çok seviyorum" 
 
Gamze

Nijerya Vizesi

Eğer geç kalmadan alabilmiş olsaydım 28 Mayıs, 2 Haziran tarihlari arasında Nijerya'da olacaktım ama vizeyi zamanında alamadığımız için gidemedim. "Her zaman her işte bi hayır vardır" mantığı ile olaylar baktığım için gidemediğime pek üzülmedim ki gitmem işim için önemliydi... Nijerya'nın Türklere vize vermek istememesi benim gitme hevesimimi zaten köreltmişti. Biz Türklere vize vermeyi istemeyen hiç bir ülkeyi de pek merak etmiyorum doğrusu...

"Nijerya'ya da ne vizesi canım..." dediğinizi duyar gibiyim ama öyle..Vize isteniyor hatta bu vizeyi almak için Ankara'ya gidip şahsi başvuru yapıyorsunuz. Tüm evrakları hazırlayıp konsolosluğa gitmeme rağmen evraklarıma hiç bakılmadı ve kapıdan anında geri gönderildim; "dün itibariyle yeni evraklar istemeye başladık, evraklarınız eksik olduğu için başvuru kabul etmiyoruz!" diye sevimsiz bi tavır....Tabi Ankara'ya kadar bi daha gitmemek için yalvar yakar evrakları sonradan göndermeye razı etmiş olsam da biz evrakları tamamlayamadık. Nijerya'dan Dışişleri bakanını araya sokup, Ankara'ya telefon açtırıp bi şekilde vizeyi Perşembe günü öğleden sonra aldık ama geç kaldığım için yine de gidemedim çünkü Avurpa ya da Londra aktarmalı uçabilmek için ilave bir vizeye daha ihtiyacım vardı ve zaman yoktu..Neyse..

Diyeceğim o ki Nijeryaya gitmek öyle sandığınız kadar kolay olmayabilir...Amerika'ya bile 10 saniye de vize alabiliyorken, gittiğinizde başınıza ne geleceği belli olmayan bu ülkeye öyle rahatça gidemiyorsunuz. Eğer gidebilseydim havaalanında iki zırhlı araç ve askeriye karşılıyor olacaktı. Askerleri anladım da ikinci araç niye geliyor dediğimde, "yolda birine bişey olursa diğer ile devam ediyorsunuz" dediler tabi sizin araca bişey olmaacağını kimse garanti edemiyor :) Dedim ya her işte bi hayır vardır ;)

ATA'yı Ziyaret - Anıtkabir

21 Mayıs 2008
Çarşamba günü Nigeriya vize basvuru yapmak için Ankara'ya gitmiştim ve ne mutlu ki 2,5 saatimi de Atatürk'ü ziyaret için ayırabildim. Daha cok zaman olsaydı daha fazla bile kalabilirdim. Gidecek olursanız gezmeye müze ya da mozeleyi ziyaretten başlayabilrisiniz. Müzeyi gezmek aslında yaklaşık 1,5 saat alıyor. Askerler müze içinde takım elbiselileri ve kırmızı kravatları ile size rehberlik ediyorlar ama en az 4-5 kişilik bir grup olmanız gerekiyor ya da benim gibi bir gruba katılmanız. Müzeyi özellike asker rehberlerle gezmenizi tavsiye ederim, hepsi çok iyi eğitim almışlar ve savasları size yasanmış efsaneleri ile beraber anlatıyorlar; bildigimiz efsaneleri tekrar tekrar dinleseniz bile gözleriniz doluyor; "Kurtuluş Savaşı sırasında cepheye cephane taşırken donarak ölen  Şerife Bacı" ve O'nun gibi varını yoğunu Kurtuluş Savasına vermiş kadınlarımızın hikayeleri, "Atatürk'e yarım saatte Çiğil tepeyi alacağına dair söz verip, alamadığı için intihar ederin Reşat Çiğiltepe", Çanakkale Deniz Savaşları sırasında 215 okkalık top mermisini sırtında taşıyan Seyit Onbaşı'yı, Atatürk'ün 57. alaya "Size ölmeyi emrediyorum, sizler ölürken arkadan birliklerinizin yetişmesi için zaman kazanacaksınız" dediği ve bu nutkun üzerine mermileri bittikten sonra elleriyle ve süngüleriyle savaşan ve tümü şehit olan 57. alayın hikayelerini müzede dinlemek cok daha etkileyici oluyor...Bunlar efsanelerden sadece birkacı...Atatürk ve Kurtuluş Savaşı müzesinde Atatürk'ün kıyafetlerini, kılıçlarını, silahlarını, özel eşyalarını, üzerine notlar alarak okuduğu kitapları görmeniz hatta müzedeki LCD panellerden araştıma yapıp kitapları okumanız bile mümkün.

Anıtkabir ile ilgili detaylı bilgi için mutlaka http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/index.html adresini ediniz.

Ben maalesef ilk defa Anıtkabirî ziyaret edebildim, dünyanın bir ucuna tatile gidip de Anıtkabir'e gitmemiş olmaktan utanç duyuyordum ki ne mutlu bana daha geç olmadan ziyaret edebildim.

Vatanını seven her Türk'ün, özellikle de şu içinde bulunduğumuz dönemde mutlaka hakkını vererek Anıtkabir'i ziyaret etmesi ve de en azından Kurtuluş Savaşını en ince detayına kadar bilemesi gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiler

Gamze

Not:Cektigim fotogralara ulaşmak için tıklayınız!

19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti'ne atılan ilk adım

 

"Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket ederken, limanda bulunan işgal kuvvetlerine ait gemilere bakarak, "Geldikleri gibi giderler" demişti.

16 Mayıs 1919 günü başlayan, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'dan Anadolu'ya yayılan, Türk halkının Bağımsızlık Savaşı, 30 Ağustos 1922'de sona erer.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun sonu olan Sevr Antlaşması, ardında işgal edilmiş bir yurt bırakmıştı.

ATATÜRK'ün Gençliğe Söylevi'ndeki gibi; ulusun tüm tersanelerine girilmiş, tüm kaleleri zaptedilmiş, ordusu dağıtılmış ve silahları toplanmıştı. Halk yoksul ve perişan bir durumdaydı. Toprakları İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar tarafından paylaşılmış, en kötüsü ise Yunan askeri güçleri İzmir'den başlayarak Anadolu'nun içlerine doğru ilerlemekteydi.

Mustafa Kemal böyle bir ortamda Türk Ulusunun bağımsızlığını yeniden kazanması için 19 Mayıs günü Samsun'a çıkarak, büyük savaşı başlatmıştı.

Önce Amasya'da, ardından Sivas ve Erzurum'da toplanan kongrelerden sonra, Ankara'da kurulan Büyük Millet Meclisi ve yeni Türk Devleti'nin kuruluşu...

19 Mayıs, dünyadaki tüm ezilmiş ve sömürülmüş ulusların bir simgesidir.

19 Mayıs, zülme ve emperyalizme başkaldırışın sembolüdür.

19 Mayıs, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş müjdecisidir.

19 Mayıs, yenilenmedir, Türk insanının kendini bulması, ümmet yerine birey olma erkini kazanmasıdır.

19 Mayıs, özgürlük ve bağımsızlıktır.

89 yıl önce bugün, İstanbul'dan hareket eden ve her an batırılma tehlikesi içinde olan bir köhne gemi bir büyük insanı, bir önderi sessizce Samsun'a getirdi.

Türk ulusunun bugünlere ulaşmasında bir başlangıç olan 19 Mayıs'ı Mustafa Kemal Türk gençliğine, Gençlik Bayramı olarak armağan etti.  

Bununla da kalmadı, Türkiye Cumhuriyetini çağ gerisine götürecek her türlü bedbahtlarla savaşması için görev verdi.

Ne mutlu, bizlerin bugünlere gelmesini sağlayan Mustafa Kemal'e ve bu ulusun özgürlük ve bağımsızlığı için canlarını verenlere..."

Atatürkçü Türk Milletinin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

77bin kere teşekkürler...

77bin kere sayfalarımın acılmasına katkıda bulunan herkese cok teşekkürler. 25 Aralık 2006'da / 17 ay once basit bir hobi olarak baslayan bu blog her gecen gün daha cok ziyaret edilir oldu. Herkere cok teşekkürler Kırmızı gül
 
Toplam sayfa görünümleri: 77032       Bugünün sayfa görünümleri: 276       Bu haftanın sayfa görünümleri: 1705    
Bir saatlik görünümler: 15

Formula 1 Istanbul 11 Mayıs 2008

 
Windows Live Spaces

Anneme...

Anneciğim,

Henüz seninle konuşamadık ama sabah ilk gozumu actığımda seni arayacağıma suphen olmadığını biliyorum.

Anneler gununun hatrına sana yıl boyunca zaten her fırsatta soylediğim bir seyleri tekrarlamak istiyorum sadece; SEN BENİM CANIMSIN, HERSEYİMSİN...SENİ COK AMA COK SEVİYORUM...

Benim için şimdiye kadar yaptığın ve yapmakta olduğun hersey için çok teşekkür ederim...
Gamze

Engin Gürkey / NABIZ - Garantili Eğlence!

5 Mayıs 2008, Beyoğlu Hayal Kahvesi

Dünya tatlısı Engin Gürkey'in NABIZ grubu 5 Mayıs Pazartesi günü Beyoğlu Hayal Kahvesin'de.... Hayranı olduğum, dinlerken yerimde duramadığım grubu izlemenizi şiddetle ve ısrarla tavsiye ederim; MUH-TE-ŞEM-LER....Eğlence garanti!!! Beğenmedim diyenler bana sitemden yazsın, paranızı ben iade edeceğim, sözüm söz :)

Engin Gürkey / Nabız

Balkan kalbinin duygu atışları…
Perküsyon sanatçısı, eğitmeni ve besteci engin gürkey tarafından 2008 yılında kurulan nabız, perküsyonun kıvrak ritimleri üzerine balkanların nefesini ekliyor…
Nabız; tuba, trompet, trombon, klarnet, akordeon ve keman ile bezenmiş melodik yapısı, neşeli sahne performansı yanında, konuk solistleri ile dinleyicilerine türkiye’den balkanlara balkanlardan türkiye’ye uzanan özgün bir repertuvar sunmaktadır.
Engin gürkey ile müziğin ‘nabzı’nı tutun…
Balkan kalbiyle tek bir nabız olmaya var mısınız?
1- Engin Gürkey: perc 2- Gürkan Özkan: perc 3- Hüseyin Kayaroğlu: perc  4- Emre Karabulut: perc 5-  Çağdaş Evsen: klarnet 6- Turay Dinleyen: keman 7- Tamer Karaoğlu: akordiyon 8- Kemal Oksal: tuba 9- Barış Yazıcı: trompet 10- Gökay Gökşen: trombon Konuk solist: Deniz Demirtaş

Biletler Biletix'te, birinci katergory 17 YTL.

Abu Dhabi, Dubai yeniden....

  25 Nisan - 1 Mayıs 2008

Merhaba,

Arayı cok acmadan ve daha hala Dubai'deyken iki uc cumle yazmak istedim. Ocak'taki seyahatimi yogunluktan yazmayı unutmuşum :) Bir onceki gidişimde gece hayatını biraz daha kefetme sansım olmuştu, Dubai'de Istanbul'u pek aratmayacak bi gece hayatı oldugunu soyleyebilirim.
Aralıktan beri 3. kez gelmiş oluyorum. Cuma dan beri Dubai senin Abu dhabi benim geziyorum ama iş için... 

 

Bu arada her gelisimde cok kuzuk bir parca da olsa ısınıyorum Birleşik Arap Emirliklerine, havayla olan dogru orantısı mı, insanların kozmopolitligimden mi kaynaklanıyor, bilemiyorum...

   

Otelden nerdeyse hic cıkamadığım için bu sefer pek fazla tavsiye yazamıyorum: Dun gece fırsat gittiğimiz bir Jazz Bardan bahsetmeden edemeyeceğim: Olur da Abu Dhabi'ye yolunuz düşerse hilton Hotel'deki Jazz Barda calan guney africalı grup "Turning Point"i dinlemeyi sakın atlamayın!!! Muhtesemler...
Tabi bi diger tavsiye, gitmek için Aralık ayını bekleyin, hava 45 derece :)
Sevgiler,

Gamze

Not: İlk yazı için http://gamzetuysuz.spaces.live.com/blog/cns!94A92024B677C404!2911.entry 

Fotograflar: http://gamzetuysuz.spaces.live.com/photos/cns!94A92024B677C404!2889/

New York Yeniden.....

26-29 Mart, 2008

New York'u seven çok seviyor, sevmeyen de nefret ediyor benim anladığım kadarıyla; ben kensinlikle çok sevenlerin içinde yer alıyorum,  hatta Istanbul'dan sonra ilk, Barcelona'dan önce...Metro'daki dansçıları seyretmek ya da müzik gruplarını dinlemek, sokaklarda boş boş dolanmak, Central Park'a gitmek bile çok keyifli. Bu seyahatimde biraz daha fazla vakit geçirebildim, her ne kadar 4 günün tadı damağımda kalmış olsa da, dediğim gibi sokaklarda boş boş dolanmak bile çok keyifliydi.

 26 Martta Houston'dan NY'a geçtim. Kısa zamanda 5 arkadaşımla buluşabildim. Akşam 4 gibi arkdaşıma vardım ve o gece, gece hayatını keşfedebilmek adına kendimi West Village'e attım... Önce ATP'de içki daha sonra da NY'un en ünlü House club'lerinde CIELO'ya gittik, muzik muhteşemdi; house seven herkese gittiklerinde mutlaka gitmelerini tavsiye ederim.

 Perşembe gününün benim için ayrı bir anlamı oldu; Crysler Building'in 26. katında beraber çalıştığımız bir firmayı ziyarete gittim. NY'un göbeğinde, NY'un en ünlü binalarından birinde 1-2 saat ofiste vakit geçirmek benim için çok keyfiliydi. Kendimi 1-2 saattliğine o ofiste çalışıyormuşum gibi hayal etmekten esirgemedim, keyifliydi. Kader; belki bir gün NY'ta çalışırım, bu hayatta herşey mümkün...Yeterki sağlık olsun...

Perşembe günü de gayet keyifliydi, sokaklarda dolanmak, Times Square, Broadway için bilet alam mücadelesi ama başarısızlıkla sonuçlanması, yeni arkadaslarla buluşma, yine gece gezmeleri, gece klupleri....

Cuma günü 42 sokaktan Amerika'nın en çok ziyaret edilen kentsel parkı Central Parka yürüyüp, 5. Caddeyi 80'li caddelerden 40lara kadar yürümek çok ama çooook keyifliydi; üşümek ve de yorgunluk dışında...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aslında güne MOMA'da başlamayı hedeflemiştim ama bulamadığım için yürümeye karar vermiştim ve bi şekilde MOMA'ya geldim akşam üzeri. 1-2 saatliğine MOMA'ya girdim ama çıkamadım. MOMA (Museum of Modern Arts) - NY'taki Modern Sanatlar Müzesi NY'a giden herkesin mutlaka gidip görmesi gereken müzerin başında geliyor. MOMA'da hayranı olduğum Picasso'nun bir çok eserni görmek, evimdeki tablonun gerçeğini önünde kroca bir davranıs da olsa fotograf çektirmiş olmak benim için en güzel anılardan biriydi. Picassso'nun dışında Van Gogh, Monet, Salavdo Dali gibi çok ünlü ressamların çok ünlü tablolarını görmeniz mümkün... ama 6 katlı muhteşem müzeyi 2 saati bi kenara bırakın, hakını vererek gezmeniz 1 günde bile pek mümkün değil. Ben de yaklaşık 4 saat gezebildim, kaçırdığım bir şey olmasın diye de her katı son kez 2 kere hızlıca dolandım... Giderseniz kesinlikle tavsiye ederim....

  Bir gece Manhattan, bir gece Brooklyn ve son olarak da Cuma gecesi New Jerseyde kaldım ve bir tanıkdık aile ziyareti yaptım. Cumartesi yani son gün son bir Outlet Mall ziyareti, Özgürlük heykeli karşısındaki bir parkta soğuktan donma deneyimini yaşadıktan sonra havaanına doğru hareket ve sonrasında memlekete dönüş....

Eğer NY'ta turist gibi gezmek isterseniz City Pass kartlarından almanızı tavsiye ederim, bu kartlar ile belli gezi otobuslerine belli bir süre bilet almış oluyosunuz ve bir çok muzeye bilet almış oluyorsunuz. Aslında çok avantajlı bir bilet ama eğer turist gibi gezmeyip NY'u yaşamak istyiyorum derseniz bol bol metroya binin ve yürüyerek gezin...

Sevgiler...

Gamze

      
Windows Live Spaces

Houston, TEXAS

22 - 25 Mart 2008

  

  

 

Sharm El Şeyh / Sheikh, Kızıl Deniz

 7-8 Mart 2008

"Yavaş yavaş Hasan Şaş" Ne alaka diyeceksiniz eminim, ben de aynen öyle dedim. Nerelisin diye sorduklarında Türküm dediğiniz anda  "Yavaş yavaş Hasan Şaş" diyorlar :) Sebebini ise hala anlayabilmiş değilim, neyse...

Öncelikle şunu söylemeliyim; Şarm'da bir günlük tekne turu ve dalış bir ömre bedel! Dalışa ilginizin olması şart değil, yüzmeyi bile herkesin şnorkelle dalıştan bile muthiş zevk alacağı bir sualtı cenneti. 8 Martta ben de Şarm'da tekne turuna katılım şnorkelle dalış yaptım. Hava 32 derece ve su sıcaklığı 22 dereceydi :) Yaz aylarındaki suyun sıcaklığı 26-28 arasında değişiyor, hava sıcaklığı ise 40-45 ama buna rapmen sıcaklığı bu kadar hissetmiyorsunuz çünkü Şarm'da nem hic yok.

Mercan kayalıkların içinde ve rengarenk tropik balıklarla beraber yüzmek, hele bir de dibe daldığınızdaki o özgürlük hissi muhteşem. Gerçek bir terapi... Sanıyorum şimdide sualtı fotoğrafçılığına merak salıyorum:) Sharm El Şeyh'te farklı bölgelere yapılan değişik tekne turları var, ben Ras Muhammed Milli Parkı'na giden bir tura katıldım.

Kısa bir alıntı; "Şarm’ın yakınlarındaki Ras Muhammed Milli Parkı, kızıl mercanların, çeşit çeşit balıkların, egzotik kuşların bulunduğu özel bir yer. Bu park, aynı zamanda, leyleklerin Avrupa’dan Afrika kıtasına yaptıkları uzun yolculuklarında kısa süreli konaklanma yeri. 

Turkuaz ile çivit mavisi arasındaki rengiyle, kristal gibi tertemiz denizin altını görmek isteyenler için Şarm el Şeyh’te iki saatlik “cam kayık” denilen yatlarla turlar düzenleniyor. Turda, mercan kayalıkların en güzellerinden biri olan sualtındaki Nil Bahçesi’ni görebiliyorsunuz. Nil bahçesinin en güzel çiçeği ise “beyin” adlı en eski mercanlardan biri.

1979’da küçücük bir köy olan Şarm el Şeyh, bugün dünyanın en ünlü türistik yerilerinden biri. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Müberek’in kışlık mekanı olan Şarm el Şeyh’e dünyanın ünlü liderleri de aileleriyle birlikte tatil yapmaya geliyorlar. Sina yarımadasının bu incisinde gününüz yüzerek, dalarak ve güneşlenerek geçtikten sonra, gecelerin de bir başka büyüsü var. Şarm’ın merkezi olan Nama Bay’da dükkanlar, kahveler neredeyse 24 saat açık. Dükkanlarda hatıra eşyalar, firavunların heykelleri, papirüs, mercan, gümüş ve altın kolyeler, egzotik parfümler, eşarplar satılıyor. İnsan kendini İstanbul’un Kapalıçarşı’sında gibi hisediyorsun.

Dükkanların ve yol kenarındaki kaldırımlarda yanyana sıralanan kahvelerde turistler, alışveriş yorgunu turistler, yastıkların, minderlerin üzerinde dinlenerek çay, Türk kahvesi içip nargile tokurdatıyorlar. “Şişa” dedikleri “nargile” kokusu yol boyunca insanı yalnız bırakmıyor.

Şarm’ın en ünlü eğlence merkezlerinden biri ise “Binbir Gece” adlı eğlence ve alışveriş merkezi. Her gece Şehrazat’ın saraylarını hatırlatan bu merkezde Mısırlı dansçılar misafirleri coşturuyor. Özelikle “Tanura” dansı herkesin nefesini kesiyor. Tanura, Mevlevi dervişlerinin sema gösterilerini hatırlatan bir dans. Gençler Hard Rock Cafe’yi ve diskoları da tercih ediyor."

Aslında dünyadan milyonlarda insanın akın ettiği bu sualtı cenneti alında bize hiç de uzak degil. Haftasonlarını bile birleştirerek 3-4 günlük gezilere katılmak bütün işi gücü ve yorgunlukları unutturabilir, herkese şiddetle tavsiye ederim :)

Gamze

Kahire

28 Şubat - 6 Mart 2008

"Kahire (Arapça:al-Qāhira - "galip"), Mısır'ın başkenti ve Arap dünyasının en büyük şehridir. Şehirin ismi Mısırlılar tarafından çoğu kez ülkenin ismi olan Arapça Misru, Mısır arapçası Masr olarak adlandırılır.

Kahire şehir merkezinde 7.734.614, banliyöleriyle 15.502.478 nüfusuyla (1 Ocak 2005 itibariyle) Afrika kıtasının en büyük metropolü konumundadır. Şehir, Mısır devlet başkanı tarafından atanan vali tarafından idare edilmektedir.

Kahire Mısır ve çevre ülkelerinin politik, ekonomik ve kültürel merkezi konumundadır. Mısır hükümeti, parlamentosu, devlet daireleri ve diplomatik temsilciliklerin bir çoğu Kahire'de bulunmaktadır.

Kahire barındırdığı birçok üniversite, yüksek okul, tiyatro, müze ve abideleriyle ülkenin atardamarı konumundadır. Eski Kahire, 1979 yılından beri UNESCO Dünya Tarih Mirası listesinde bulunmaktadır.

Kahire müzesi, Piramitler bölgesi, Nil nehri civarı turistlerin rağbet ettikleri eşsiz mekanlardandır." Vikipedi

Mısır'dayım... İlk izlenimler...

Merhaba,

Şuan Kahire'deki otel odamdan yazıyorum. Dün gece geldim ve bugün iş ile ilgili yapmam gerekenleri halletmek için dışarıdaydım. 7 Marta kadar Kahiredeyim, 7-8 Mart Sharm El Sheikh ve 9 mart dönüş..

Vakit geçmeden kısaca ilk izlenimlerimi yazmak istedim;

Havaalanı vr gmrük: 25 milyonluk şehrin havaalanı sizi hayal kırıklığına uğratacak; 3-4 tane gümrük geçiş gişesi var ve bir de VIP. Eğer sizi karşılanmıyorsanız çıkışınız uzun sürebilir ve havaalanı çıkışında biraz fazla oyalanmak durumunda kalabilirsiniz. Freeshop diye bi sey yok, var da alışveriş yapılası degil :)

Trafik!!!!! Bugun az kalsın trafikte ezilip gidiyordum; Otelden adım atıp yolun karşısına geçmek istememle ilk maceramı yaşadım ve anladım ki İstanbul soforlerinden daha da çılgınları olabiliyor :) Tüm çabalarıma rağmen yolun karşısına bi türlü gecemedim, gecmek için cesaretimi toplayıp 3 adım atmamla geri koşmam bir oldu. Soforler durmuyor, deli gibi hızlı kullanıyorlar ve burada halk bu duruma çok alışık, normal bir durum; yarış arabalarının arasında karşıya geçmece oynar gibi bir halleri var. Kesin vardır ama henüz Kahire'de trafik ışığı görmedim ki Nil Nehri üzerinde çok güzle bir bölgede kalıyorum. Neyse...Yolun karşısına nasıl geçebildiğime gelince, 100 metre yürüyüp trafik polisinin olduğu yerden geçtim, trafik polisleri çok şahane, bir anda bütün trafiği sizin için durduruyorlar yani siz trafiği değil, onlar sizi bekliyor... :) Yine trafik ile ilgili gözlem; korna sesleri durmuyorrrrr :( neyseki odaya kadar ses çıkmıyor. Istanbul'dakilere laf etmiycem bir daha...

Manzaram Nil Nehrine karşı, tabiki etkilenmemek mümkün değil. Özellikle manzara gece bir harika. Birazdan çektiğim bir kaç fotoğrafı aktarmaya çalışacağım...

Mısır müzesi ve Piramitlere yapacağımız tur için çok heyecanlıyım... Yazmaya devam ederim :)

Gamze 

Bugün benim doğumgünüm :))

Doğumgünü pastası Bugun benim doğumgünüm, ne mutlu bana:) Beni doğuran anneme, arayan soran herkese teşekkürler... Gülümseme Doğumgünü pastası