More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  S e y a h a t n ...PhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

Karabiga

14-17 Ağustos 2008
Gectigimiz Perşembe akşamı Karabiga'ya yazlıga gittim. Ailemle harika bir 3,5 gün gecirmenin mutlulugunu ve aynı zamanda da ardı arkası kesilmeyen seyahatlerin yorgunlugunu yasıyorum ama deger! Hayat o kadar kısa ki kacıp gidecek diye korkuyorum...O nedenle gezmelere devam...Umarım herkes gönlündeki yaz tatilini yapıyordur.
Sevgiler,
Gamze

2010 – İstanbul Avrupa Kültür Kenti

Gectimiz Perşembe günü Ortaköy House Cafe'de yemekteydim. Gecenin ilerleyen saatlerinde Ortaköy İskelede ne olduğunu baştan anlayamadığım sahneden harika Jazz müziği gelmeye başladı. Daha sonra küçük bir araştırma sonunda anladımki "İstanbul 2010 Avrupa Kültür Kenti" aktiviteleri kapsamında "Kent Mete&Göksun Çavdar Project" konseri verilmişti. Istanbul'da açık alanda yapılmış en güzel organizasyonlarn biriydi sanırım, çok doğru bir karar. nefes kesen bir manzara ve çok doğru bir konsept...Konserlerin devamı var. Konserler tabiki ücretsiz. Aktivite listesine ulaşmak için http://www.istanbul2010.org/aktiviteler/ linkine tıklayınız.

 
 
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Kenti Hakkında

İstanbul’un tarihi birikimi yanı sıra kültürel-sanatsal aktiviteleri ve çeşitliliği ile önemli bir kültür turizmi destinasyonu olmasına katkı sağlamak, bu yönde yurtiçi ve yurtdışında var olan algıları güçlendirmek ve zenginleştirmek, İstanbula gelen  ziyaretçi sayısını artırmak ve kentin ekonomik anlamda bu süreçten daha fazla yararlanmasını sağlamak hedefleriyle İstanbul’un kültür ve sanat ile tanıtılması yaklaşımı geliştirilmekte ve bu yönde etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Bu kapsamda,

  • Yurtiçi ve yurtdışındaki uluslararası etkinlikler, İstanbul 2010 Projesinin tanıtım mecrası olarak kullanılmakta,
  • 2010 AKB Başkenti ile ilişkilendirilebilecek yurt içi ve yurt dışındaki uluslararası turizm, kitap, sanat, tasarım fuarlarına katılınmakta,
  • İstanbul’da düzenlenen uluslararası kongre ve toplantılarda kongresistlere yönelik İstanbul 2010 tanıtımı yapılmakta,
  • Uluslararası etkinliklerin takibi ve ortak etkinlik planlaması yapılması için kamu kurumları ve ilgili sektör kuruluşları ile birlikte çalışılmaktadır.
  • Bonn Bienali
  • Zaragoza EXPO 2008
  • JATA Dünya Turizm Kongre ve Seyahat Fuarı
  • TT Varşova Turizm Fuarı
  • CIS St. Petersburg Seyahat Fuarı
  • Frankfurt Kitap Fuarı
  • Philonexia Selanik Fuarı
  • WTM Londra Dünya Turizm Fuarı

Antalya, Aspendos Arena'da TROYA ziyafeti

8 - 10 Ağustos 2008
 
İş nedeniyle Cuma günü Antalya'ya geldim, gelmişken de birazcık uzattım ve de fırsatları değerlendirip 9 Agustos Cumartesi gecesi Aspendos Arena'da Genel Sanat Yönetmenliğinin Mustafa Erdoğana'nın yaptığı ve Nisan'da lansmanı yapılan TROYA müzikalini dün gece seyrettim: tek kelime ile harikaydı! Öncelikle Mustafa Erdoğan'ı ve tüm dansçıları yüreten tebrik ederim, gurur duydum. Müzrik, ışık, kurgu, kostumler, makyaj....hersey ama hersey kusursuzdu.... Daha New York'tan geleli bir hafta olmadı, 2 tane Broadway müzikali seyretme forsatı buldum, eminim seyrettikleirmden daha iyi olanları da vardır ama hem Anadolu Ateşi'nin hem de Troya'nın Broadway müzikallerine taş çıkaracak kalitede olduğu söyleyebilirim.
 
Zaten Anadolu Ateşinden farklı olarak bu gösteride Chicago muzikalinin de ışığı yapan Christopher Ash profesyonelliğini yansıtmış. Amerika'nın en önemli gösterilerinden biri olan Circuqe de Soleil'in uçuş sistemlerini yapan Ted Moore ile de çalışılmış. Müzik ve kostüm ile ilgili bilgiler şu şekilde;
 
  • Troya'nın müziklerinde de birçok dünya starı çalıştı. Yücel Arzen'in yaptığı müziklere Prag Flarmoni Orkestrası eşlik etti. 80 kişilik kadrosu ile Troya'ya müzik ve vokal yapan gruba dünyanın en önemli virtüözlerinden Gheorghe Zamfir, Civan Gasparyan ve Vassilis Saleas eşlik etti.
  • Türkiye'den de alanında uzman yaklaşık 70 müzisyen çalıştı. Troya için geniş kapsamlı tarihsel bir çalışma yapan Anadolu Ateşi ekibi, döneme uygun enstrüman örneklerini de modelleyerek kayıtlarda kullandı. Oyunun kostümlerini ise Serdar Başbuğ tasarladı. Bütün bu çalışmalar sırasında projenin tarih danışmanlığını Troya kazılarını da yürüten Arkeolog Doç Dr. Rüstem Aslan yaptı. Konu ile ilgili olarak bilgi veren Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, "Anayurdundan tüm dünyaya gerçek bir Troya yorumu ile çıkıyoruz, kılavuzumuz yine Anadolu. Bize ait bu insanlık mirasının yine bizim kültür kodlarımızla gerçeklik bulması tarihi bir sorumluluk. Troya gelmiş geçmiş en güzel sahne eserlerinden biri oldu ve bir dünya klasiğine dönüşecek" dedi.

Herkese bu muhteşem müzikali izlemesini tavsiye ederim...

Gamze

 

 

 

 

 

 

NOT: Cektiğim fotografları utana sıkıla ekledim, diger fotografları da gormek isterseniz buraya tıklayın! Utana sıkıla diyorum çünkü New York'ta cidden yasaktı, gerçi hoş heryerde yasak ama bu müzikal öncesi sadece "flasla çekilmesi yasaktır" dendiği için ben de flaşsız çekim yaptım. Umarım sorun değildir :)

New Yorkta 24 gün

11 Temmuz - 4 Ağustos 2008
 
Hic anlamadan zamn gecti gitt New York'ta. Pazartesi günü İstanbul'a döndüm ve hala jetlag'i atamadım yani gecem ve gündüzüm hala karmakarışık.
 
NY'ta 24 gün söyle geçti...
 
Devam edecek..
 
Windows Live Spaces

NY ta 21. Gun :)

Hala inanamıyorum New Yorkta 3 haftanın nasıl gectigine. Maalesef Pazar gunu donuyorum :( Bugune kadar nasıl olurda iki cumle yazamazsın, bize mail atmazsın diyen arkadaslarıma için bi kac satır yazmak istedim; NY ta hayat o kadar hızlı ki, hele kısıtlı bi zaman dilimi için buradaysanız PC basında ayıracak vakit pek olmuyor.
Suana kadar hersey harika diyebilirim. Bu gece Broadwayde Jersey Boys'u izlemeye ve sonrasında Meatpacking districte eglenmeye gidiyorum. 
Bu yazıyı burada bitiyorum ama gun gun neler yaptıgımı (fazla detaya girmeden tabiki ;)) yazacagım.
'gamze'

Hello NY, tell me how you doing?

Sag salim ulastım. Baslıyorum... :)

New York Yolcusu Kalmasın

Leyla ve Deha ile suan haavanından yazıyorum :) Boardingime 15 dakika var. NY'tan yazmaya devam ederim. 3 Agustos'ta geri donuyorum. Gorusmek uzere...

Amman, Dead Sea, Urdun

10-13 Haziran, 5-10 Temmuz
 
Suan havaanalanında TK001  NY ucagını bekliyorum. Dun 2. Urdun seyahatimden geldim. Bu kosusturma icinde yazmaya bi turlu fırsat bulamadım, yine uzun uzun yazamayacagım ama hic degilse, New York gunlugume baslamadan once Urdun'un blogumdaki yerini almasını istedim :)
 En kısa zamanda yazacagım.
Sevgiler, Gamze

Yeni Teknolojiler (Ingilizce)

Ingilizce icin uzgunum :( İlginize cekebilecegini dusundugum bazı linkler ekliyorum. Cok genel bilgilerle gunuzmuzun yeni teknolojileri ile ilgili olarak bilgi sahibi olabilriisniz.

Social Media in plain English: here

Podcasting in plain English: here

Social bookmarking in plain English: here

Blogs in plain English: here

Social Networking in plain English: here

Babalar Günü

"Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi var. Bazı tarihçiler, Babalar Gününün Antik Roma’da bile kutlandığını belirtiyor. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia’da ortaya çıktığını savunuyor. Batı Virginia’da yaşayan John Dowdy’nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor."

Babacım "Babalar günün kutlu olsun, seni bildiğinden ve tahmin edebileceğinden daha çok seviyorum" 
 
Gamze

Nijerya Vizesi

Eğer geç kalmadan alabilmiş olsaydım 28 Mayıs, 2 Haziran tarihlari arasında Nijerya'da olacaktım ama vizeyi zamanında alamadığımız için gidemedim. "Her zaman her işte bi hayır vardır" mantığı ile olaylar baktığım için gidemediğime pek üzülmedim ki gitmem işim için önemliydi... Nijerya'nın Türklere vize vermek istememesi benim gitme hevesimimi zaten köreltmişti. Biz Türklere vize vermeyi istemeyen hiç bir ülkeyi de pek merak etmiyorum doğrusu...

"Nijerya'ya da ne vizesi canım..." dediğinizi duyar gibiyim ama öyle..Vize isteniyor hatta bu vizeyi almak için Ankara'ya gidip şahsi başvuru yapıyorsunuz. Tüm evrakları hazırlayıp konsolosluğa gitmeme rağmen evraklarıma hiç bakılmadı ve kapıdan anında geri gönderildim; "dün itibariyle yeni evraklar istemeye başladık, evraklarınız eksik olduğu için başvuru kabul etmiyoruz!" diye sevimsiz bi tavır....Tabi Ankara'ya kadar bi daha gitmemek için yalvar yakar evrakları sonradan göndermeye razı etmiş olsam da biz evrakları tamamlayamadık. Nijerya'dan Dışişleri bakanını araya sokup, Ankara'ya telefon açtırıp bi şekilde vizeyi Perşembe günü öğleden sonra aldık ama geç kaldığım için yine de gidemedim çünkü Avurpa ya da Londra aktarmalı uçabilmek için ilave bir vizeye daha ihtiyacım vardı ve zaman yoktu..Neyse..

Diyeceğim o ki Nijeryaya gitmek öyle sandığınız kadar kolay olmayabilir...Amerika'ya bile 10 saniye de vize alabiliyorken, gittiğinizde başınıza ne geleceği belli olmayan bu ülkeye öyle rahatça gidemiyorsunuz. Eğer gidebilseydim havaalanında iki zırhlı araç ve askeriye karşılıyor olacaktı. Askerleri anladım da ikinci araç niye geliyor dediğimde, "yolda birine bişey olursa diğer ile devam ediyorsunuz" dediler tabi sizin araca bişey olmaacağını kimse garanti edemiyor :) Dedim ya her işte bi hayır vardır ;)

ATA'yı Ziyaret - Anıtkabir

21 Mayıs 2008
Çarşamba günü Nigeriya vize basvuru yapmak için Ankara'ya gitmiştim ve ne mutlu ki 2,5 saatimi de Atatürk'ü ziyaret için ayırabildim. Daha cok zaman olsaydı daha fazla bile kalabilirdim. Gidecek olursanız gezmeye müze ya da mozeleyi ziyaretten başlayabilrisiniz. Müzeyi gezmek aslında yaklaşık 1,5 saat alıyor. Askerler müze içinde takım elbiselileri ve kırmızı kravatları ile size rehberlik ediyorlar ama en az 4-5 kişilik bir grup olmanız gerekiyor ya da benim gibi bir gruba katılmanız. Müzeyi özellike asker rehberlerle gezmenizi tavsiye ederim, hepsi çok iyi eğitim almışlar ve savasları size yasanmış efsaneleri ile beraber anlatıyorlar; bildigimiz efsaneleri tekrar tekrar dinleseniz bile gözleriniz doluyor; "Kurtuluş Savaşı sırasında cepheye cephane taşırken donarak ölen  Şerife Bacı" ve O'nun gibi varını yoğunu Kurtuluş Savasına vermiş kadınlarımızın hikayeleri, "Atatürk'e yarım saatte Çiğil tepeyi alacağına dair söz verip, alamadığı için intihar ederin Reşat Çiğiltepe", Çanakkale Deniz Savaşları sırasında 215 okkalık top mermisini sırtında taşıyan Seyit Onbaşı'yı, Atatürk'ün 57. alaya "Size ölmeyi emrediyorum, sizler ölürken arkadan birliklerinizin yetişmesi için zaman kazanacaksınız" dediği ve bu nutkun üzerine mermileri bittikten sonra elleriyle ve süngüleriyle savaşan ve tümü şehit olan 57. alayın hikayelerini müzede dinlemek cok daha etkileyici oluyor...Bunlar efsanelerden sadece birkacı...Atatürk ve Kurtuluş Savaşı müzesinde Atatürk'ün kıyafetlerini, kılıçlarını, silahlarını, özel eşyalarını, üzerine notlar alarak okuduğu kitapları görmeniz hatta müzedeki LCD panellerden araştıma yapıp kitapları okumanız bile mümkün.

Anıtkabir ile ilgili detaylı bilgi için mutlaka http://www.tsk.mil.tr/anitkabir/index.html adresini ediniz.

Ben maalesef ilk defa Anıtkabirî ziyaret edebildim, dünyanın bir ucuna tatile gidip de Anıtkabir'e gitmemiş olmaktan utanç duyuyordum ki ne mutlu bana daha geç olmadan ziyaret edebildim.

Vatanını seven her Türk'ün, özellikle de şu içinde bulunduğumuz dönemde mutlaka hakkını vererek Anıtkabir'i ziyaret etmesi ve de en azından Kurtuluş Savaşını en ince detayına kadar bilemesi gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiler

Gamze

Not:Cektigim fotogralara ulaşmak için tıklayınız!

19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti'ne atılan ilk adım

 

"Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket ederken, limanda bulunan işgal kuvvetlerine ait gemilere bakarak, "Geldikleri gibi giderler" demişti.

16 Mayıs 1919 günü başlayan, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'dan Anadolu'ya yayılan, Türk halkının Bağımsızlık Savaşı, 30 Ağustos 1922'de sona erer.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun sonu olan Sevr Antlaşması, ardında işgal edilmiş bir yurt bırakmıştı.

ATATÜRK'ün Gençliğe Söylevi'ndeki gibi; ulusun tüm tersanelerine girilmiş, tüm kaleleri zaptedilmiş, ordusu dağıtılmış ve silahları toplanmıştı. Halk yoksul ve perişan bir durumdaydı. Toprakları İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar tarafından paylaşılmış, en kötüsü ise Yunan askeri güçleri İzmir'den başlayarak Anadolu'nun içlerine doğru ilerlemekteydi.

Mustafa Kemal böyle bir ortamda Türk Ulusunun bağımsızlığını yeniden kazanması için 19 Mayıs günü Samsun'a çıkarak, büyük savaşı başlatmıştı.

Önce Amasya'da, ardından Sivas ve Erzurum'da toplanan kongrelerden sonra, Ankara'da kurulan Büyük Millet Meclisi ve yeni Türk Devleti'nin kuruluşu...

19 Mayıs, dünyadaki tüm ezilmiş ve sömürülmüş ulusların bir simgesidir.

19 Mayıs, zülme ve emperyalizme başkaldırışın sembolüdür.

19 Mayıs, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş müjdecisidir.

19 Mayıs, yenilenmedir, Türk insanının kendini bulması, ümmet yerine birey olma erkini kazanmasıdır.

19 Mayıs, özgürlük ve bağımsızlıktır.

89 yıl önce bugün, İstanbul'dan hareket eden ve her an batırılma tehlikesi içinde olan bir köhne gemi bir büyük insanı, bir önderi sessizce Samsun'a getirdi.

Türk ulusunun bugünlere ulaşmasında bir başlangıç olan 19 Mayıs'ı Mustafa Kemal Türk gençliğine, Gençlik Bayramı olarak armağan etti.  

Bununla da kalmadı, Türkiye Cumhuriyetini çağ gerisine götürecek her türlü bedbahtlarla savaşması için görev verdi.

Ne mutlu, bizlerin bugünlere gelmesini sağlayan Mustafa Kemal'e ve bu ulusun özgürlük ve bağımsızlığı için canlarını verenlere..."

Atatürkçü Türk Milletinin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

77bin kere teşekkürler...

77bin kere sayfalarımın acılmasına katkıda bulunan herkese cok teşekkürler. 25 Aralık 2006'da / 17 ay once basit bir hobi olarak baslayan bu blog her gecen gün daha cok ziyaret edilir oldu. Herkere cok teşekkürler Kırmızı gül
 
Toplam sayfa görünümleri: 77032       Bugünün sayfa görünümleri: 276       Bu haftanın sayfa görünümleri: 1705    
Bir saatlik görünümler: 15

Formula 1 Istanbul 11 Mayıs 2008

 
Windows Live Spaces

Anneme...

Anneciğim,

Henüz seninle konuşamadık ama sabah ilk gozumu actığımda seni arayacağıma suphen olmadığını biliyorum.

Anneler gununun hatrına sana yıl boyunca zaten her fırsatta soylediğim bir seyleri tekrarlamak istiyorum sadece; SEN BENİM CANIMSIN, HERSEYİMSİN...SENİ COK AMA COK SEVİYORUM...

Benim için şimdiye kadar yaptığın ve yapmakta olduğun hersey için çok teşekkür ederim...
Gamze

Engin Gürkey / NABIZ - Garantili Eğlence!

5 Mayıs 2008, Beyoğlu Hayal Kahvesi

Dünya tatlısı Engin Gürkey'in NABIZ grubu 5 Mayıs Pazartesi günü Beyoğlu Hayal Kahvesin'de.... Hayranı olduğum, dinlerken yerimde duramadığım grubu izlemenizi şiddetle ve ısrarla tavsiye ederim; MUH-TE-ŞEM-LER....Eğlence garanti!!! Beğenmedim diyenler bana sitemden yazsın, paranızı ben iade edeceğim, sözüm söz :)

Engin Gürkey / Nabız

Balkan kalbinin duygu atışları…
Perküsyon sanatçısı, eğitmeni ve besteci engin gürkey tarafından 2008 yılında kurulan nabız, perküsyonun kıvrak ritimleri üzerine balkanların nefesini ekliyor…
Nabız; tuba, trompet, trombon, klarnet, akordeon ve keman ile bezenmiş melodik yapısı, neşeli sahne performansı yanında, konuk solistleri ile dinleyicilerine türkiye’den balkanlara balkanlardan türkiye’ye uzanan özgün bir repertuvar sunmaktadır.
Engin gürkey ile müziğin ‘nabzı’nı tutun…
Balkan kalbiyle tek bir nabız olmaya var mısınız?
1- Engin Gürkey: perc 2- Gürkan Özkan: perc 3- Hüseyin Kayaroğlu: perc  4- Emre Karabulut: perc 5-  Çağdaş Evsen: klarnet 6- Turay Dinleyen: keman 7- Tamer Karaoğlu: akordiyon 8- Kemal Oksal: tuba 9- Barış Yazıcı: trompet 10- Gökay Gökşen: trombon Konuk solist: Deniz Demirtaş

Biletler Biletix'te, birinci katergory 17 YTL.

Abu Dhabi, Dubai yeniden....

  25 Nisan - 1 Mayıs 2008

Merhaba,

Arayı cok acmadan ve daha hala Dubai'deyken iki uc cumle yazmak istedim. Ocak'taki seyahatimi yogunluktan yazmayı unutmuşum :) Bir onceki gidişimde gece hayatını biraz daha kefetme sansım olmuştu, Dubai'de Istanbul'u pek aratmayacak bi gece hayatı oldugunu soyleyebilirim.
Aralıktan beri 3. kez gelmiş oluyorum. Cuma dan beri Dubai senin Abu dhabi benim geziyorum ama iş için... 

 

Bu arada her gelisimde cok kuzuk bir parca da olsa ısınıyorum Birleşik Arap Emirliklerine, havayla olan dogru orantısı mı, insanların kozmopolitligimden mi kaynaklanıyor, bilemiyorum...

   

Otelden nerdeyse hic cıkamadığım için bu sefer pek fazla tavsiye yazamıyorum: Dun gece fırsat gittiğimiz bir Jazz Bardan bahsetmeden edemeyeceğim: Olur da Abu Dhabi'ye yolunuz düşerse hilton Hotel'deki Jazz Barda calan guney africalı grup "Turning Point"i dinlemeyi sakın atlamayın!!! Muhtesemler...
Tabi bi diger tavsiye, gitmek için Aralık ayını bekleyin, hava 45 derece :)
Sevgiler,

Gamze

Not: İlk yazı için http://gamzetuysuz.spaces.live.com/blog/cns!94A92024B677C404!2911.entry 

Fotograflar: http://gamzetuysuz.spaces.live.com/photos/cns!94A92024B677C404!2889/

New York Yeniden.....

26-29 Mart, 2008

New York'u seven çok seviyor, sevmeyen de nefret ediyor benim anladığım kadarıyla; ben kensinlikle çok sevenlerin içinde yer alıyorum,  hatta Istanbul'dan sonra ilk, Barcelona'dan önce...Metro'daki dansçıları seyretmek ya da müzik gruplarını dinlemek, sokaklarda boş boş dolanmak, Central Park'a gitmek bile çok keyifli. Bu seyahatimde biraz daha fazla vakit geçirebildim, her ne kadar 4 günün tadı damağımda kalmış olsa da, dediğim gibi sokaklarda boş boş dolanmak bile çok keyifliydi.

 26 Martta Houston'dan NY'a geçtim. Kısa zamanda 5 arkadaşımla buluşabildim. Akşam 4 gibi arkdaşıma vardım ve o gece, gece hayatını keşfedebilmek adına kendimi West Village'e attım... Önce ATP'de içki daha sonra da NY'un en ünlü House club'lerinde CIELO'ya gittik, muzik muhteşemdi; house seven herkese gittiklerinde mutlaka gitmelerini tavsiye ederim.

 Perşembe gününün benim için ayrı bir anlamı oldu; Crysler Building'in 26. katında beraber çalıştığımız bir firmayı ziyarete gittim. NY'un göbeğinde, NY'un en ünlü binalarından birinde 1-2 saat ofiste vakit geçirmek benim için çok keyfiliydi. Kendimi 1-2 saattliğine o ofiste çalışıyormuşum gibi hayal etmekten esirgemedim, keyifliydi. Kader; belki bir gün NY'ta çalışırım, bu hayatta herşey mümkün...Yeterki sağlık olsun...

Perşembe günü de gayet keyifliydi, sokaklarda dolanmak, Times Square, Broadway için bilet alam mücadelesi ama başarısızlıkla sonuçlanması, yeni arkadaslarla buluşma, yine gece gezmeleri, gece klupleri....

Cuma günü 42 sokaktan Amerika'nın en çok ziyaret edilen kentsel parkı Central Parka yürüyüp, 5. Caddeyi 80'li caddelerden 40lara kadar yürümek çok ama çooook keyifliydi; üşümek ve de yorgunluk dışında...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aslında güne MOMA'da başlamayı hedeflemiştim ama bulamadığım için yürümeye karar vermiştim ve bi şekilde MOMA'ya geldim akşam üzeri. 1-2 saatliğine MOMA'ya girdim ama çıkamadım. MOMA (Museum of Modern Arts) - NY'taki Modern Sanatlar Müzesi NY'a giden herkesin mutlaka gidip görmesi gereken müzerin başında geliyor. MOMA'da hayranı olduğum Picasso'nun bir çok eserni görmek, evimdeki tablonun gerçeğini önünde kroca bir davranıs da olsa fotograf çektirmiş olmak benim için en güzel anılardan biriydi. Picassso'nun dışında Van Gogh, Monet, Salavdo Dali gibi çok ünlü ressamların çok ünlü tablolarını görmeniz mümkün... ama 6 katlı muhteşem müzeyi 2 saati bi kenara bırakın, hakını vererek gezmeniz 1 günde bile pek mümkün değil. Ben de yaklaşık 4 saat gezebildim, kaçırdığım bir şey olmasın diye de her katı son kez 2 kere hızlıca dolandım... Giderseniz kesinlikle tavsiye ederim....

  Bir gece Manhattan, bir gece Brooklyn ve son olarak da Cuma gecesi New Jerseyde kaldım ve bir tanıkdık aile ziyareti yaptım. Cumartesi yani son gün son bir Outlet Mall ziyareti, Özgürlük heykeli karşısındaki bir parkta soğuktan donma deneyimini yaşadıktan sonra havaanına doğru hareket ve sonrasında memlekete dönüş....

Eğer NY'ta turist gibi gezmek isterseniz City Pass kartlarından almanızı tavsiye ederim, bu kartlar ile belli gezi otobuslerine belli bir süre bilet almış oluyosunuz ve bir çok muzeye bilet almış oluyorsunuz. Aslında çok avantajlı bir bilet ama eğer turist gibi gezmeyip NY'u yaşamak istyiyorum derseniz bol bol metroya binin ve yürüyerek gezin...

Sevgiler...

Gamze

      
Windows Live Spaces

Houston, TEXAS

22 - 25 Mart 2008